IstanbuLab

From “Golden Age” to Dangerous Subversives: Argentinian Science under Frail Democracies and Military Regimes (1955-1973)*

“Despite the sticks and the beatings, scientists and intellectuals developed a truly original current of critical reflection on Latin America’s economic, scientific and cultural dependency, and upheld the potential of science and technology as a tool for the transformation of societies. STS as an academic field would become institutionalized in the later ‘80s and ‘90s with studies which, in turn, recovered the writings of those early pioneers. Far from being outdated, their central concepts still hold a great vitality and analytical capacity, as well as being a call for action for scientists and academics.”

Esp. Lucía Céspedes
Latin American Social Studies PhD candidate, National University of Córdoba (CONICET-UNC)

We, as Istanbulab, organized a panel for the Annual Meeting of the Society for Social Studies of Science (4S) in 2019. Our panel, entitled Advocating for Science in the Contemporary States of Authoritarianism, invited papers discussing different aspects of concrete encounters between authoritarianism and science through past and present examples. Our aim was to open up new spaces of conversation for thinking about how STS informs new research methodologies that delve into the complex relationships between political power and technoscientific practices. Lucy Céspedes, one of the presenters on our panel, gave a paper that focuses on the historical development of science in Argentina with regards to the changing military and civil governments in the Second Half of the Twentieth Century. Excited about her study, we asked Lucy to turn her conference paper into a blog post, and we are happy to share the final outcome on our blog!

Can sciences thrive in times and places of authoritarianism, asks Céspedes at the beginning of her article. Seeking an answer to this question, she not only identifies the problems attached to the development of the scientific field but also traces the roots of Argentinian STS, which has been grown by those very problems. In this sense, Céspedes’ paper is revealing in terms of how non-Western scholarship can bring different perspectives to STS, a research area rooted mostly in Northern Hemisphere contexts. Drawing on Argentinian experience, we, as researchers and scholars in Turkey, can also ask ourselves about the particular experiences we have been through and how these experiences might be informative for understanding the possible trajectories of STS in Turkey.

Read More

Fay Hatları Konuşabilir mi? Beklenen Büyük İstanbul Depreminin Topluma Havale Ettikleri*

“Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) da bir insan gibi konuşamıyor ancak onun adına konuşan ve onun (jeoloji, politika, inşaat sektörü gibi) farklı alanlarda temsil edilmesini sağlayan teknolojiler vasıtasıyla toplumsal ve maddi dünyalara etki ediyor, insan davranışlarını değiştiriyor ve yepyeni bir ağın kurucu unsuru olarak toplumsallaşıyor. Burada iki sorunsal ortaya çıkıyor: KAF’ın failliği ne demektir ve belki de bu sorudan önemlisi, KAF’ın adına kimler konuşacaktır ve nasıl?”

Onur Arslan
Kaliforniya Üniversitesi Davis, Doktora Öğrencisi, Antropoloji Bölümü
Türkiye’nin Bilim, Teknoloji ve Toplumları (V)

26 Eylül 2019’da İstanbul’da gerçekleşen sarsıntının ardından tekrar gündeme gelen ve ne zamandır bünyelerde uyandırdığı kaygı hisleri iyice depreşen ‘‘Beklenen Büyük İstanbul Depremi’’, pek çok uzmanlık alanının dahil olduğu bir kamusal tartışma alanı açtı. Bu alan, geçtiğimiz haftalarda Akhisar, Manisa ve Elazığ’da yaşanan depremlerle birlikte iyice açılmış ve tartışmanın farklı taraflarında duran toplumsal kesimlerin arasındaki mesafeye görece yarılmış görünüyor. Bu kamusal tartışma alanının kendine has çatışma ve karşılaşmalarını, içinde cereyan ettiği maddi dünyalar ve tarihsel koşullar bağlamında anlamaya çalışmak, yakından inceleyip içerdiği güç-iktidar dinamiklerini analiz etmek gerekiyor.

IstanbuLab üyelerinden Onur Arslan’ın kaleme aldığı bu yazı, elde mevcut antropoloji, siyaset bilimi ve bilim ve teknoloji çalışmaları (STS) kavramlarıyla birlikte düşünerek tam da böyle bir analize girişiyor. Kaliforniya Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdüren Onur Arslan’a göre depremin toplumsallığını Wiebe Bijker’den ödünç aldığı şu soru etrafında düşünmeye çalışmalıyız: ‘‘Hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz bir şeyi nasıl yönetiriz?’’ Bilinemez vehçeleriyle pek çok politik ekonomi, mühendislik ve yönetimsellik pratiğini bir araya getiren ‘‘Beklenen Büyük İstanbul Depremi’’, bizleri belli STS kavramlarıyla birlikte düşünmeye sevk ederken, kuşkusuz burada ele alınmayan ama ele alınmayı hak eden diğer konu başlıklarını gelecek yazılarda tartışmayı gerektiriyor.

Read More

Güncel Teknolojiler ve Siyaset: İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğrencilerinden bir STS Derlemesi

Duygu Kaşdoğan, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi

2018 Güz döneminde İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde verdiğim “Bilim, Teknoloji ve Siyaset” dersini alan lisans öğrencilerim, ilgilendikleri teknobilimsel konular hakkında birbirinden harika araştırma makaleleri yazdılar ve o dönemin sonunda teslim ettiler. Bu makalelerin bir kısmını Bilim ve Teknoloji Çalışmaları (STS) literatürüne Türkiye’den sundukları özgün katkılar çerçevesinde IstanbuLab Blog’unda yayınlamak üzere seçtik ve sizlerle paylaşıyoruz. Makalelerden bazıları büyük veri, eğitim ve teknoloji ilişkisi gibi güncel konuları incelerken, diğerleri bizleri teknoloji ve siyaset arasındaki ilişkileri sorgulamaya davet ediyor.

Lisans öğrencilerinin makalelerine yer veren bu yazı dizisini tasarlarken pedagojik bir süreci önceledik. Her bir öğrenci ile ilgili lab üyelerimiz makaleler üzerinde birebir çalıştılar. Bu çalışma ile, öğrencilerin yeni sorular sorabilmeleri ve teknobilimsel olanla toplumsal olanın birbirini nasıl ürettiğini derinlemesine düşünmeleri için naçizane bir alan açmayı amaçladık. Umuyorum bu yazı dizisi bu anlamda amacına ulaşmıştır.

Sevgili öğrencilerim İrem Atık, Çisem Demirci, Necdet Cem Hürcan ve Esra Şahin’e hazırladıkları bu makaleler ve IstanbuLab Blog’u aracılığıyla STS literatürüne sundukları katkı için teşekkür ediyorum. Lab üyelerimiz Aybike Alkan, Hacer Ansal, Maral Erol ve Özgür Narin’e gönüllü olarak böylesi bir sürecin parçası oldukları ve yazılara sundukları akademik katkılar için teşekkür ediyorum. Son olarak sevgili blog editörlerimiz Aybike Alkan ve Mehmet Ekinci’nin özenle sundukları editöryal destek olmasaydı bu yazı dizisi mümkün olmazdı, her ikisine de minnettarım. Keyifli okumalar!

İrem Atik – Bilgi/Enformasyon Toplumunda İnternetin Eğitimde Başarıya Etkisi

Çişem Demirci – Dijital Çağda Seçim Özgürlüğü: Facebook ve Büyük Veri

Necdet Cem Hürcan – Dibe Çakılma/Nosedive: Sosyal Medya Beğenileri ve Ölçümleri teknolojisi insan yaşamını ve toplumsal ilişkileri nasıl biçimlendirir?

Esra Şahin – İnsanlığın Günbatımı: Teknik ve Totalitarizm

 

 

İnsanlığın Günbatımı: Teknik ve Totalitarizm*

Esra Şahin
Güncel Teknolojiler ve Siyaset – Öğrenci Makaleleri Serisi (IV)

İnsan yaşamını sürdürebilmek için doğaya bağımlı olsa da, tekniğin gelişmesi ile birlikte doğa giderek artan bir biçimde insan tahakkümü altına alınmış, kendi içinde değeri olan bir şeyden ziyade bir kaynak olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Doğa “varolan” bir şey iken istenen her anda kullanıma açık bir “hazır-oluş” haline dönüştürülmüştür (Heidegger, 2015). Bu yazıda, insanın tekniği kullanarak doğa üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümü totaliter rejimlerin pratikleri çerçevesinde değerlendirebileceğimizi önereceğim. Bu önerimi, totaliter rejimlerin insanlar da dahil her şeyin bir “hazır-oluş” halinde bulunması üzerinden işlediğine dayandırıyorum.

Read More

Dibe Çakılma/Nosedive: Sosyal Medya Beğenileri ve Ölçümleri teknolojisi insan yaşamını ve toplumsal ilişkileri nasıl biçimlendirir?

Necdet Cem Hürcan
Güncel Teknolojiler ve Siyaset – Öğrenci Makaleleri Serisi (III)

Black Mirror dizisinde konu edilen teknoloji RateMe’nin, günümüzde Çin tarafından uygulamaya geçirileceği açıklandı. Çin’in 2010 yılından itibaren hazırlamaya başladığı Sosyal Skor ismini verdiği proje, ilk olarak gönüllülük esası ile Çin’in Suzhou şehrinde test edildi ve 2020 yılında aktif olarak hayata geçirilecek. Proje uygulamaya geçirildiği zaman Çin, kendi vatandaşlarına kişisel kredi notu vermeye başlayacak.

Read More