Teknoloji Üzerine Bir Haykırış

Bilimkurguyu hep hakikati anlatmanın bir aracı olarak kullanan Ursula LeGuin’in kendisinin nasıl bir bilimkurgu yazarı olduğuna dair yapılan bir eleştiriye cevaben kaleme aldığı “Teknoloji Üzerine Bir Haykırış”[1] adlı yazıyı, Mehmet Ekinci İstanbuLab blog okuyucuları için Türkçeye çevirdi. Teknolojinin ne olduğunu ya da ne olmadığını, Ursula’nın -eserleriyle bizi de bir parçası yaptığı- dünyasına bakarak anlamaya çalışalım. Keyifli okumalar!

“Uçuştan Uçuşa” (Changing Planes)[2] hakkında yazılmış ilginç ve olumlu eleştirinin sahibi Arjantinli kişi, “Le Guin, bir sert bilim kurgu yazarı olmadığından ‘teknolojiden itina ile kaçınır’” diyor. Bahsi geçen yazının çevirisine daha önce bir dipnot yapıştırmıştım, burada o dipnotun daha kapsamlı halini sunuyorum – çünkü bu mesele beni hakikaten çileden çıkarmaya başladı.

“Sert” bilim kurgu baştan aşağı teknoloji hakkındadır ve “yumuşak” bilim kurgu ise teknolojiden hiç bahsetmez, öyle mi? Ve benim kitaplarım teknoloji ile alakalı değildir çünkü ben sadece psikoloji ve duygular ve diğer sulandırmış konularla ilgilenirim, öyle değil mi?

Hayır, öyle değil. Özgün bir bilim kurgu ürünü nasıl olur da teknoloji içeriğinden yoksun olabilir? Bilim kurgu metninin başlıca ilgilendiği mesele mühendislik ya da makinelerin nasıl çalıştığı olmasa da -mesela benim kitaplarım daha çok zihniyetlerin, toplumların ve kültürlerin nasıl işlediği ile ilgilidir- eğer bir tür gelecek senaryosu ya da yabancı kültürden bahsediliyorsa, hangi yazar onların teknolojilerini örtük ya da belirgin şekilde tarif etmezlik yapabilir?

Hiçbir yazar. Ve bunu neden yapmak isteyeceklerini de hayal edemiyorum.

Bir toplumun teknolojisi onun fiziksel gerçeklikle nasıl başa çıktığını gösterir: insanlar nasıl ve nereden yemek bulur, pişirirler; hangi kılık kıyafetlerle giyinip kuşanırlar; güç kaynakları nelerdir (hayvan gücü? insan gücü? su? rüzgar? elektrik? başka?); hangi maddeleri kullanarak ne tür binalar inşa ederler; tıbbi yöntemleri nelerdir, vesaire vesaire. Belki de fazlasıyla uhrevi insanlar bu tür gündelik, bedensel işlerle ilgilenmiyordur ama ben onlardan büyüleniyorum ve sanırsam çoğu okuyucum da öyle.

Teknoloji, maddi insanların maddi dünya ile arasındaki aktif arayüzdür.

Ama aynı kelime, sürekli olarak, geçtiğimiz yirmi-otuz senenin, doğal ve insani kaynakların büyük ölçeklerde sömürüsüyle desteklenen, devasa, karmaşık ve özelleşmiş teknolojileri manasında yanlış kullanılıyor.

Bu kelimenin salt böyle kullanılması kabul edilemez. “Teknoloji” ve “ileri teknoloji” (hi tech) eşanlamlı değildir, ayrıca belirli bir teknolojinin “ileri” özellikler taşımaması, onun herhangi bir anlamda “geri” olduğu anlamına gelmez.

Son yüz elli senedir aralıksız genişleyen teknik maharetler bizi o kadar duyarsızlaştırdı ki, bir bilgisayar ya da jet uçağından daha az karmaşık ve gösterişli herhangi bir şeye “teknoloji” kelimesini yakıştıramıyoruz. Sırf ikisi de ketenden diye keten çarşaf ile keten iplik aynı şeymiş gibi; sanki kağıt, mürekkep, tekerlekler, kesici aletler, saatler, sandalyeler, aspirin hapları tabii nesnelermiş, dişlerimiz ve parmaklarımız ile birlikte doğuştan birer parçamızmış gibi; sanki dibi bakırdan çelik tencereler ve geri dönüşümden geçmiş camdan örülmüş yünden yelekler ağaçlarda birer meyve gibi büyüyor ve bizler de onları olgunlaştıkları dönemlerde topluyormuşuz gibi…

İnsan elinden çıkma çoğu teknolojinin gerçekten epeyce “ileri” olup olmadığını anlamak için kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Ben bu nesneyi kendim yapmayı biliyor muyum?

Kibrit kullanmadan ateş yakabilmiş herhangi bir kimse muhtemelen “geri” ya da “ilkel” ya da “basit” teknolojiler adına başkalarının saygısını kazanmıştır; her kim kibrit ile ateş yakmış ise bu diğer kişinin ileri teknolojik icadına saygı göstermeyi akıl edecek zekaya sahip olmalıdır.

Buzdolabı nasıl inşa edilir ve çalıştırılır ya da bilgisayar nasıl programlanır bilmiyorum, ama balık oltası kancası ya da bir çift ayakkabı nasıl yapılır, onları da bilmiyorum. Öğrenebilirim. Hepimiz öğrenebiliriz. Teknolojilerin hoşluğu da burada yatmaktadır. Onlar yapmayı öğrenebileceğimiz şeylerdir.

Ve her bilim kurgu, öyle ya da böyle, teknolojiyle alakalıdır. Bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmeyenler tarafından yazıldığında bile.

Yine de, beni eleştiren bu insana sert bilim kurgu yazmadığım konusunda katılıyorum. Belki kolay bilim kurgu yazıyorumdur. Ya da belki de o sert madde içeride, gizli bir yerdedir – hayvanların dış kabukları yerine kemikleri gibi…

[1] Yazının orijinal hali için bakınız: http://www.ursulakleguin.com/Note-Technology.html

[2] LeGuin’in Changing Planes adlı öykü kitabı Çiğdem Erkal tarafından Türkçeye çevrilmiş ve 2004 yılında Metis Yayınları tarafından basılmıştır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: